Alışamadıklarım-2
Fatma DÜNDAR
İngiltere’de alışamadıklarıma devam...
Kahvaltı kültürü:
1. Mısırgevreği ve onun türevleri ile yapılan kahvaltılar.
2. Aynı boyda ve kalınlıkta dilimlenmiş olarak satılan ekmekleri mutlaka tost makinesinde kızartarak, üzerine Marmite (marmayt olarak okunuyor) denilen, zeytin ezmesine benzeyen ve bildiğimiz maya olan siyah ve tuzlu bir sıvının sürülerek yenmesi.
3. Full İngiliz kahvaltısı: Bacon denilen çok ince dilimlenmiş, tuzlu (ince pastırma dilimlerine benziyor), işlenmiş et; kızartılıyor. Mantar; kızartılıyor. Domates; kızartılıyor. Yumurta, yağda kızartılıyor. Ekmek dilimleri, yağda kızartılıyor (feci ağır birşey oluyor). Kızarmış sosis ve en önemli unsur, baked bean denilen, tatlımsı ketçap sosu içinde yüzen kuru fasulye. Büyükbaş hayvan kanının pıhtılaştırılması ve işlemden geçirilmesi ile yapılan, Black Puding ismiyle anılan garip bir yiyecek daha var ki, o da Full İngiliz kahvaltısının önemli bir parçası. Daha çok yaşlı ve geleneksel insanlar tarafından tercih edildiği için, isteğe göre kahvaltıya ekleniyor. Bu saydıklarımın hepsini bir tabakta düşünün. İşte full İngiliz kahvaltısı. Ancak, bu kahvaltı her gün yenemiyor. Herşeyden önce çok ağır malum, sonra da hazırlaması zaman alıyor. Hafta sonlarında, ailecek edilen kahvaltılar için hazırlanıyor daha çok. Ketçap sosundaki fasulye, teneke kutularda, hazır olarak satılıyor. Zaten kimsenin burada fasulye pişirmeye kalkışacağını hayal edemiyorum…
Bir arkadaşım, buralarda, özellikle kahvaltıda ne yeyip ne içtiğimi sormuştu. Ben, hala ayak direyerek, kahvaltıda peynir, zeytin, salatalık, domates, yumurta, yeşillik (Morrisons –kasabamızdaki süpermarket- ne verdiyse) yemeye çalışıyorum. Düzenlilikten çabuk sıkılan biri olarak, arada bir fasulyesiz, black pudingsiz İngiliz kahvaltısı veya kızarmış bir dilim ekmek ve peynirle veya sadece meyve yiyerek geçiştirdiğim de oluyor bu öğünü.
Kevin’in kahvaltısı, bir adet marmiteli ekmek dilimi ile ruh haline göre reçelli veya fındık ezmeli ikinci bir dilim ekmek ve çay olarak süregeldi şimdiye kadar. Türkiye’de bir süre kaldığı için, kahvaltının benim için anlamını biliyor. Hafta sonları, birlikte Türk kahvaltısı yapıyoruz bazen, keyif niyetine.
Şimdiye kadar karşılaştığım insanlara, kahvaltıda peynir-zeytin yediğimi söylediğimde dumur oluyorlar. Çünkü, peynir tabağı denilen, Fransızlar’dan aşırma bir tatlı (!) çeşidi var burada. Yani restoranlarda, başlangıç ve ana yemekten sonra önünüze gelen tatlı menüsünde peynir tabağı diye bir seçenek de var. Tıkabasa yedikten sonra üstüne; kaşar, keçi peyniri, beyaz peynir ve daha bir yığın peynir çeşidinin olduğu bir tepsi içinde tuzlu bisküvi ve bir adet üzüm salkımı getiriliyor. Ben dumur oluyordum başlarda. O kadar yemekten sonra üzerine peynir ve tuzlu bisküvi yiyorlar diye. Eeee, Fransızlar öyle yapıyorsa, vardır bir bildikleri… İngilizler’in neyi eksik…
Yemeklere değiniyorken, birkaç noktaya daha değinmeden geçmeyeyim.
Hazır yemek kültürü çok yaygın burada. Tembeller ve obezler için her türlü kolaylık sağlanmış.
Buna rağmen, evde yemek pişirmek bir meziyet olarak kabul ediliyor. Hele bir erkek, yemek pişirmeyi biliyorsa, değişik kültürlerin (özellikle Akdeniz) yemeklerini yapabiliyorsa bu, çok büyük bir meziyet. Medeni olmanın önemli göstergelerinden biri. Evlere misafirler davet edilerek, yemek yapma hünerlerinin gösterilmesi en önemli sosyalleşme biçimlerinden biri. Hemen her evde mutlaka değişik kültürlerin yemek tarifleri kitapları vardır.
Hint yemekleri, adeta İngilizler’in ulusal yemekleri olmuş. En küçük kasabada bile en az iki adet Hint restoranı, bir adet Çin lokantası bulunur. Yıllar önce Kevin İstanbul’da yaşarken, ‘İngiltere’ye ait en çok özlediğin şey nedir?’ diye sormuştum. ‘Köri’ (Hint yemeği) demişti de uzun süre benim takılmalarımdan kurtulamamıştı. Şimdi çok iyi anlıyorum onu.
Margarin tüketimi: Burada beni şaşkınlığa uğratan alışkanlıklardan biri de margarin tüketimi. Kahvaltıda kızartılan ekmeklerin üzerine sürülmesini anlarım da, öğle yemeğinde, akşam yemeğinde ekmek yeneceği zaman margarin kutusunun da mutlaka masaya getirilmesini hala anlayamıyorum. Sanki margarinsiz ekmek boğazlardan geçmiyormuş gibi mutlaka yağlanarak yeniyor. Akşam yemeklerinde margarin kutusunu masada görmek ise beni, annemin yemek yapmaya zamanı kalmadığı zamanlar, akşam yemeğini kahvaltıyla geçiştirdiğimiz çocukluk günlerime götürüyor.
Krema tüketimi: İçimi bayıltan diğer bir alışkanlık. Herşeyin üzerine krema sıkılması. Kekler kremasız yenmiyor. Zaten, arasında krema bulunmayan kek bulmak mucize kabilinden birşey. Sıcak çikolatanın üzerine bile minare gibi krema sıkılıyor. Sonra da ‘çocuklarımız niye obez oluyor?’ diye soruyorlar. Meyveler bile çiğ çiğ yenmez neredeyse. Doğranır, üzerlerine şurup dökülür o da yetmez krema sıkılır.
Keklerin elle yenmesi: Bir kafeye yada restorana gittiğinizde, kek ya da tatlı istemişseniz kahvenizle birlikte, size çatal yerine tatlı kaşığı getirilir onu yemeniz için. Niye kaşık olduğunu bir çözebilsem… Ya da el kullanılır ve parmaklar şapur şupur yalanır.
Sarmısaklı ekmek tüketimi: Türkiye’de, kokusundan dolayı batılıların sarmısak yemedikleri düşünülür. Tam tersi İngilizler, yine Fransız taklitçisi olarak, bizim yemediğimiz kadar sarmısaklı ürün tüketirler. Marketlerde sarmısaklı ekmekler satılır, ev ziyaretlerinde atıştırma niyetine üzerine zeytinyağı ve sarmısak ezmesi sürülerek fırında kızartılmış ekmek dilimleri ikram edilir. Ama insanlar sarmısak kokmaz.



















Konu: ingilterede yasam
en cok marmayti ve sabah serial larini seviorum hepsi zamanla guzel gelio tadi zamana birakmak lazim zaman aldigi kesin yaklasik 2 yila yakin:))
Bağlantı »
Konu: selamunaleykum
bende severek okudum yazini ve Almanyadaki ilk yillarim aklima geldi illa zeytin illaaa peynir ...birde bize derler neden elinizle yiyonuz diye....himm...selam ve dua ile...
Bağlantı »
Konu: Sarmısak yeyip de kokmamak...
Sarmısak yeyip de kokmamak hakkaten meziyet... Ama zor değil. Birinci koşul, sık sık duş almak (hergün) ve hafif kokulu bir deodorant kullanmak gerekiyor ki, vücut salgılarıyla (ter gibi...) atılan, yediğimiz keskin kokulu yiyeceklerin kokusu vücutta uzun süre kalamasın...
İkinci ve en etkin yol ise, sarmısak yedikten sonra, en az yarım demet maydonozu yıkayıp, güzelce ve yavaş yavaş çiğneyerek yemek.... Dişler yeşile dönüyor o kadar maydonozdan sonra haliyle ve iyi bir ağız temizliği de gerekiyor:))
Umarım yardımcı olmuşumdur.
Bağlantı »
Konu: Sarımsak
Eline sağlık Fatmacığım, güzel ve aydınlatıcı bir yazı olmuş. Yalnız bu İngilizler sarımsaklı yedikleri halde nasıl kokmuyorlar ya ona akıl erdiremedim. Sarımsak yemeyi seven biri olarak kokuyu alması için bir araba karanfil yemekten dişlerim kamaşıyor valla. Var mı bunun pratik bir yolu???
Bağlantı »