
EDİTÖR'DEN
Kendinizi çok düşünürseniz en çok da kendinizi göremezsiniz, göze çok yakın olan şeyin görülemez olması bu nedenledir, görmek için nesneyi belli bir mesafade tutmak zorundasınızdır.
İnsanların kendisiyle oldukça meşgul, yanıbaşındaki gerçekliğe kör olduğu bir bencilleşme sürecinden geçiyoruz epeydir. Birey olmak ile bencil olmanın oldukça karıştırıldığı bu körleşme döneminin aşılması sanat-kültür üretkenliğini ve yeni yaşam arayışlarını daha da bir kuvvetle ihtiyaç kılıyor.
Düş kurmaya, düşlerimizi paylaşarak gerçeğe dönüştürmeye yönelmeliyiz....
DÜŞLERİN PEŞİNDE
FOTOĞRAFLAR
Serdar KORDU
Fotoğraflar da saklı kalan günlüklere işaret edeceğim ne zamandır bu defa kaçırmayayım dedim.
Fotoğraf makinemi yanımda taşıyorum hemen her gün. Çoğu kişiye bu bir yük gibi görünebiir ama bana öyle gelmiyor.
Olur olmaz fotoğraf çektiğim çok oluyor. O sırada, sıradan gözüken bir durumun önemi daha sonra dönüp fotoğrafına bakınca anlaşılabileceğini biliyorum çünkü.
Fotoğraflar bir hafıza işlevi görüyor.
Üstalik bir blog yazarıysanız fotoğraflar çok daha fazla işe yarıyor.
Bazen unuttuğunuz bir ayrıntıyı hatırlamak dönüp baktığınız fotoğraflar sayesinde mümkün oluyor.
Giderek bir çeşit günlük oluyor çekilen fotoğraflar.
Eskiden beri bayılırım fotoğraf çekmeye. Binlerce fotoğraftan oluşan albümlerimi sık sık karıştırır yeni bir düzen veririm.
Dijital çağ ve bilgisayar bu albümleme keyfime sonsuz bir alan açtı tabi.
Geçmişte olmadığı kadar video ve fotoğraf kaydı bırakacağız arkamızda.
Yeni kuşak ne kadar şanslı bu konuda.
Düşünüyorum da dedemin, babaannemin doğru düzgün fotoğrafı yok neredeyse.
Onların öncesine dair bırakın fotoğrafı, sözlü aktarım dışında hiçbir mataryel yok.
Son dönemlerde soy araştırma işlerinin yoğunlaşması belki de insanların bu durumu farketmeleriyle ilgili.
Biz bu kadar şey bırakıyoruz da bizden öncekilerden kalanlar niye bu kadar az ? sorusu geçmişi kurcalamaya itiyor insanı.
Anadolu gibi herkesin durmadan başına bir iş geldiği coğrafyada bu belirsizlik ve öncesizlik pek de anlaşılmaz değil. Bir de dönemin olanakları düşünülürse, alt sınıflardan olan insanların aile geçmişi ir karanlık oluyor neredeyse.
Konu dallanıp budaklanıyor.
Fotoğraf demek hafıza, geçmiş ve gelecek demek daha iyi anlıyorum yazdıkça...
Çingene Radyosu Yayında
EDİTÖR'DEN
www.cingeneyiz.org gibi güzel çalışmaların çoğalması dileğiyle, arkadaşların tanıtım metnini olduğu gibi sizlerle paylaşıyorum...
Sevgili Dostlarımız
Binbir güçlükle ayakta tutmaya çalıştığımız sitemizin ve radyomuzun çalışmalarına devam edebilmesi sizlerden destek bekliyoruz. Bu maili mail listenizdeki dostlarınızı göndererek, sitemizin daha geniş kesimlere ulaşmasına katkıda bulunabilirsiniz.
Sağlıcakla kalın
Editör
Ali Mezarcıoğlu
www.cingeneyiz.org
Bizler Çingeneyiz.
İnsanlık ailesinin ayrılmaz bir parçası, ülkemizin öz evladıyız. Binlerce yıldır; el emeği göz nuru zanaatlarımızla komşularımızın hayatını kolaylaştırdık.
Atların nalını biz dövdük, mahsulü bizim ördüğümüz sepetle taşıdı köylüler. Düğünlerde bağlamaya vuran el bizimdir. Şarkısını söyleyen gırnataya üflenen o delikanlı nefes bizimdir.
Biz; yığılmış çöplerin içerisinden yeni bir hayat çıkarırız. Unutulmuş, israf edilmiş, hor görülmüş nice eşya bizim sayemizde hayata döner. Biz kentleri kuşatırız çiçek deniziyle... Betona, çeliğe gül kokusu aşılarız.
Bugüne kadar anlatamadık kendimizi. Bilmediğinden korkar insan, bizden de korktular. Korktuğuna düşman olur, bize de düşman oldular. Şimdi kendimizi anlatmaya karar verdik. İstedik ki bilinelim. Bilindikçe sevilelim. Düşmanlar dost, dostlar kardeş olsun.
Ey Ahali, duyduk duymadık demeyin! Çingeneler site kurdu. www.cingeneyiz.org Çingeneler'in sitesidir. Bizleri tanımak, yanlışları değil doğruyu, önyargıyı değil hoşgörüyü görmek isteyen herkes misafirimizdir. Gelin başımızın üstünde yeriniz var.
Ey Ahali, duyduk duymadık demeyin! Çingeneler internet radyosu kurdu. www.cingeneyiz.org/radyo.htm. Her günü düğün gibi, bayram gibi geçirmek isteyenler, Çingene müziğinin en güzel örneklerini dinlemek isteyenler; ehlikeyif olanlar; keyfi kaçanlar hafta için hergün 11.00 / 18.00 ve 20.00 / 00.00 arası Radyo Çingene'de cümbüş var.
Sitemizin tanıtımına katkıda bulunmak isterseniz bu maili mail listenizdeki dostlarınıza gönderin.
Newroz Şenliği 2009

EDİTÖR'DEN
İşte, Kazlıçeşme'deki Newroz mitinginde çektiğim fotoğraflardan bir demet. Özellikle kadınların kıyafetleri görülmeye değerdi. Kadınlar, Kürt hareketinin tüm etkinliklerindeki dinamizmleriyle dikkati çekiyorlar.
(Üstteki ilk fotoğrafı Newroz mitinginden bir gün önce Halkalı'da bir mahalle arasında çektim. Kameramı gören gençlerden biri abi ateşin üzerinden atlarken çek beni dedi, ben de fena nişan almışım ama:)
Bizim kızlar sönük kaldı mitingde, Nadire puşusuyla durumu kurtarmaya çalıştı...







DOSTLUK

EDİTÖR'DEN
Aşşağıdaki mail dolaşımdaki forward maillerden biri. Sevgili dostum Helin bana göndermiş, ben de blog aracılığıyla ona ve herkese gönderiyorum... Oldukça güzel ve akıcı bir metin...
Karıncaya sormuşlar; '' nereye gidiyorsun?'', '' dostuma'', demiş. ''Bu bacaklarla zor'' demişler. Karınca; '' olsun, varamasam da yolunda ölürüm'' demiş..
Yolunda ölünecek dostlara...
Farkında olmayabilirsin ama % 100 doğru:
1. Bu dünyada uğrunda ölebileceğin en az iki kişi vardır.
2. En azından 15 kişi öyle ya da böyle seni seviyordur.
3. Herhangi birinin senden nefret edebilmesinin tek sebebi, aslında sadece senin gibi olmak istemesidir.
4. Senden gelecek bir gülümseme bazılarına mutluluk getirebilir, o senden hoşlanmasa bile.
5. Her gece, birisi uykuya dalmadan önce seni düşünüyor.
6. Birisi için dünyalara bedelsin.
7. Çok özel ve teksin.
8. Varlığını bile bilmediğin biri seni seviyor.
9. Hayatındaki en büyük hatayı yaptığın zamanda bile, ondan hayırlı birşey çıkar.
10. Ne zaman dünya sana sırtını dönmüş gibi hissedersen, dön ve bir daha bak.
11. Her zaman aldığın iltifatları hatırla. Kaba sözlerin hepsini unut.
İyi arkadaşlar yıldızlar gibidir, onları her zaman göremeyebilirsin ama orada olduklarını bilirsin.
'Bir dosttan tek bir gül ve güzel bir sözü ben onunlayken almayı, öldükten sonraki bir kamyon dolusu çiçeğe tercih ederim.'
HER ZAMAN YANIMDA OLMASINI İSTEDİĞİM İNSANLARA...
www.norradyo.com
Serdar KORDU
Hrant'dink'in olmasını istediği şeylerden birisi de Türkiyeli Ermeniler'in kendisini ifade ettiği bir radyonun olmasıymış. işte Nor Zartonk bu işe el atmış ve Nor Radyo hergün 20:00-01:00 saatleri arasında test yayınında. Ayrıntılı bilgiyi web sitesinden alabilirsiniz. Kısaca anlatmak gerekirse:
www.norradyo.com adresinde internet üzerinden yayın yapan ve kendini, "başta Türkiyeli Ermeniler olmak üzere Anadolu coğrafyasında yaşayan tüm halkların kendilerini özgürce ifade edebilecekleri ve kültürlerini paylaşabilecekleri bir internet radyosu projesidir.
Nor Radyo, çok kültürlülüğün ve bir arada yaşamın sesidir. Bu bağlamda milliyetçiliğe, her türlü, ırksal, etnik, cinsel ayrımcılığa karşı barış, özgürlük, eşitlik ve kardeşlikten yana tavır alır. Bu ortak paydaları paylaşan ve kültürel zenginliğini paylaşmak isteyen tüm dostlar bu özgür platforma davetlidir"
DİNGO'NUN AHIRI
EDİTÖR'DEN
Atlı Tramvaylar zamanında, tramvaylar 2 atla çekilirken dik Şişhane yokuşunu çıkabilmek için Azapkapı'dan takviye at alarak yokuşu çıkabilirlermiş.
Tramvay bu haliyle Taksim'e kadar gelir, burada çıkartılan atlar, bugün Taksim alanının batı kısmındaki sular idaresi maksemi ile Fransız konsolosluğu arasında bir ahırda bir süre dinlendirildikten sonra tramvaya bağlanmadan boş olarak Azapkapı'ya götürülürlermiş.
Taksim deki bu ahırı Dingo adlı bir Rum vatandaş işletirmiş. Gün boyu bir sürü atın girip çıkmasından dolayı dilimizdeki ''Burası Dingo' nun ahırı mı giren çıkan belli değil '' sözünün buradan geldiği söylenir.
Bir Yer
KULAK ARKASI
Serdar KORDU
"Seninle aram iyiyken kötü zamanlarımızı, aramız kötüyken iyi zamanlarımızı düşünüyorum böylece ilişkimiz daha sağlıklı ve dengeli gidiyor" dedim.
Kulak arkası etti söylediklerimi.
Kulak arkasından aldığı sigarasını yakarak, dumanını yüzüme üfledi.
"Senin denge sandığın beş para etmez bencilliğin" diye ateş püskürdü aniden. "Dünyayı kendi etrafında dönüyor zannediyor, herşeyi kendine göre, işine geldiği gibi anlamlandırıyorsun."
Sinirlerimi bozuvermişti şıp diye.
Kendime hakim olmaya çalışmama rağmen "Küfredilmedik bir kulak arkamı bıraktın, ne kadar kıymet bilmez ve pervasız oluyorsun hoşuna gitmeyen bir şey olunca. Ne bencilliğimiz kalıyor, ne insanlığımız." diye sertliğine sertlikle yanıt verdim bu kez.
Kulak arkama attığı tokatla zonkladı başım.
Uyandım bu zonklamayla, kimle konuştuğumu düşündüm uzun süre.
Rüyamdaki yüz kimdi.
Tanımadığım biriyle ilk kez kavga ettim böylece.
Bir tek kulak arkası kaldı dikkatimi çeken altı hece.



















