Google


Arkadas Evi Bülteni, Üretenlerin Ve Paylaşanların Adresi - Blogcu



Arkadas Evi Bülteni, Üretenlerin Ve Paylaşanların Adresi

21/11/2009

HAYAT VAR

Kategori: SINEMA-Video-Tv

Serdar KORDU

 

Manzara Mutluluğun Resmi gibidir, boğaza açılan bir derenin yamacına kurulmuş derme çatma bir gecekondudur yaşanılan yer. Evin önünde akan ve denize açılan derenin önüne kurulmuş yemek masası cenneten bir köşedir adeta. Kimi zaman kahvaltı için, kimi zaman denizden henüz avlanmış balıkların kızartılıp yanına eşlik eden şarap sofrası için tam bir şölen yeridir. Yoksuldurlar ama yine de hayatın tadı çıkarılmaya çalışılmaktadır. Tabi bu ilk görüntüdür ve aldatıcıdır. Sadece görüntüde kalmaktadır bu duru güzellik. Görüntünün devamında yatan dram oldukça yakıcı ve serttir...

Boşanmış anne-babanın çocukluktan gençliğe evrilme yolunda 14 yaşındaki kızı Hayat yatalak dedesiyle babası yanında yaşamakta, tüm zorluklar ve yetmezlikler içinde yaşama tutunmaya çalışmaktadır. Yaşam akıp gidiyordur ama çirkinliklerle doludur, çileli ve zordur...

Ne yenilen yemeğin, ne içilen içkinin tadı ve anlamı vardır. Dedesinin içmemesi gereken sigarasını alırken Hayat'ın paraüstüyle aldığı kekler, çukulatalar dahi kirli bir alışveriştir. Üstelik alışveriş yaptığı bakkalın, Hayat'ı taciz etmesi bu kirliliği bir kat daha arttırmaktadır...

İç acıtıcı, ezici ve sert sahneleriyle, görsel anlamda cezbeden manzaralar arasındaki kontras hayatın zıtlıklarını sergiliyor. Bazen yaşam güzel kıymetini bilmeliyiz diyor bazen de olan bitene lanet ettiriyor.

Dram türünün ağlatmayan ama iç kanatan, insanı ve yaşamları sorgulatan türünden hoşlananlara...

 

Yönetmen: Reha Erdem
Oyuncular: Elit İşcan, Erdal Beşikçioğlu, Levend Yılmaz, Banu Fotocan, Handan Karaadam
Senaryo-Kurgu: Reha Erdem
Tür: Dram
Süre: 127 dk.
Yapım: 2008, Türkiye / Yunanistan / Bulgaristan

19/11/2009

Bir göz de sen ol!

 

 

Öldürülen 342 Çocuk İçin 21 Kasım Eylemi

Tarih: 21 Kasim 2009, Cumartesi
Toplanma: 11.00, Tunel Meydani
Basin Aciklamasi: 12.30 Taksim Meydani

Guneydogu'da artik inkar edilemeyen bir savas var. Savas artik inkar edilemese de hala gorunmeyen bircok yonu var. Bu yonlerden birinde yuzlerce goz bize bakiyor: Vicdanlarimiza bakan, seslenen, devletin kolluk kuvvetlerince oldurulmus tam 342 cocugun gozleri. Savasin, son yirmi yilda aramizdan aldigi cocuklarin... Kimi hayvan otlatirken hedef olan, kimi annesinin kucaginda... daha birkac aylik olan, 3 yasinda, 5 yasinda, Ceylan Onkol gibi 12 yasinda olan... ayni aileden, ayni gun gidiveren 3 yasindan 15 yasina 5 kardes...

21 Kasim 2009 Cumartesi gunu saat 11.00'de Beyoglu Tunel Meydani'nda bir araya gelecegiz.

Sanatcilarimizin yakacagi agitlar esliginde, aramizdan 342 kisi her biri bir cocugun adini tasiyan beyaz onlukler giyecek, kalanimiz baris ve adalet gerceklesene kadar tasiyacagimiz kirmizi bileklikler takacak. Her onluk, her kirmizi bileklik vicdanlara bakan birer goz olacak...

"Katilimiz nerede" diye bakan gozlerle Taksim Meydani'na kadar sessiz, sozsuz, pankartsiz yuruyecegiz.

Taksim'de saat 12.30'da bir basin aciklamasi okuyacagiz.

Seni de bekliyoruz. Bir goz de sen ol!

15/11/2009

Kasım ortası, karar sarması

Serdar KORDU


İşte insan böyle.

Sonbahardır, havaların kasveti keyiftir filan derken baktım ki, soğuk havalar hareket alanımı daraltıyor, eve adsl şart oldu diye karar verdim.

Havalar güzelken ordan burdan bağlanarak işimi görüyordum ama soğuklar başladıkça kazın ayağı öyle değilmiş anladım...

Bakalım ağırdan mı alırım, şak diye adım mı artarım bilinmez. 

Yakında manzaram anlaşılır.

 Bu arada yeni yıla bir yazı seçkisi yapıp bir 2009 kitapçığıyla gireyim diyorum ama ne ümraniyedeki tamirat işleri, ne günlük kırtasiye ne de hayatı idame etme çabaları hal bırakmıyor.

Azimle çalışıp taşı kırmak az yaptığım şey değil tabi.

Bakalım nassı olcek bu işler:))) 

11/11/2009

Bir kaç satır

Serdar KORDU

Blog işi için düzenli bilgisayar önünde olmak lazım.
Malumunuz bu konuda istikrarlı değilim, pek de istikrarlı olmak istemiyorum.
Ruh halime göre davranıyorum.
Bazen kısa notları -bir bellek defteri olacak şekilde- düşmeyi daha yapılabilir bir şey olarak görüyorum.
Bu bir kaç satır da o amaçla yazılıyor.
8 Kasım Alevi Mitingi vardı Kadıköy Meydanı'nda, 100 bin kişilik iyi bir kalabalık toplandı. Aleviler ayrımcılığa karşı seslerini yükselttiler. Hükümetin açılımlarının daha da netleşmesi için oldukça işlevli bir miting oldu diye düşünüyorum...
Güneşli güzel bir kaç günün ardından parçalı bulutlu, yağmurlu havalar geldi yine. Yağmuru ve sonbaharı sevdiğimi farkettim. İstiklal Caddesi'nde bir tur atmak yağmur altında ne keyif verici oluyor. Kasvetli havaları dahi sever oldum ki iflah olmaz bir iyimserlik aşısı benimkisi.
Aşı dedim de ortalıkta ağzı ameliyat maskesiyle kapalı dolaşan insanlar çoğaldı son günlerde. Domuz gribi vaka sayısı arttıkça insanlar çekiniyor haklı olarak. Ben yine iyimser, ben yine sakin. Hatta domuz gribi geçirmişimdir diye düşünüyorum. Son bir ayda bir iki kez burun akıntılı ve halsiz günler geçirdim. Ayakta atlattığım bu soğuk algınlıklarından birinin domuz gribi olması muhtemel. Bu gribi geçirip geçirmediğimi ortaya çıkaracak bir test var mı acaba diye merak ettim ama bir bilgi edinemedim. Bakayım bir sorayım hemşire-doktor arkadaşlara...

6/11/2009

Hatice ablanın ardından




Serdar KORDU


20 yıla yakın bir zaman diliminde tanıdığım, emek ve özveriyle büyüttüğü çocuklarıyla bir çok şey paylaştığım Hatice abla 3 Kasım günü vefat etti.

Her eylemde, her hak arama mücadelesinde vardı.

İçtenliği, iyi niyeti, zor durumda olanla dayanışmasıyla sözün gerçek manasında örnek bir insandı.

Emek Partisi'ndeki çalışmaları, komşuları, akrabaları, çevresindeki herkesle kurduğu paylaşımcı diyalog az insanın başarabileceği cinsten bir sıcaklığa sahipti.

Güzel yaşadı, yaşamın hakkını verdi.

İnsanın, doğanın, tüm canlıların değerini bilerek örnek oldu hepimize.

Sofrasında oturduk, evinde yattık, emeği geçti yaşamımıza.

Huzur içinde yat Hatice abla, anını yaşatacağız, uğruna ciddi emekler harcadığın değerlerin takipçisi olacağız...

29/10/2009

TATİL KİTABI

Kategori: SINEMA-Video-Tv



Serdar KORDU


Babası tarafından ticareti öğrensin diye sokakta sakız satmaya zorlanan Ali mutsuzdur, askeri liseden ayrılmak isteyen abisi ha keza öyle. Şehirde tutunamayıp geri dönen amca da günü kurtarmaya uğraşmaktadır. Evin otoriter babası Mustafa'nın eşi ise kocasının şehirde başka bir kadınla kendisini aldattığını düşünmektedir.

Klasik bir Anadolu kasabasında, klasik bir ailenin yaşam serüveni işlenmiş Tatil Kitabı'nda. Ailenin küçük oğlu Ali'nin merkezinde anlatılan olaylar, evin babası Mustafa'nın ani bir şekilde ölmesiyle herşeyin, herkesin değişmesi sonucunu doğurur.

Sade, durağan ama çarpıcı sahnelerle dolu bir film Tatil Kitabı. Küçük yaşamlarımıza dışarıdan bakmamıza yardımcı olacak cinsten bir objektifliğe sahip. Değişen rollere göre 180 derece değişen tavırlara da güzel örneklerle dolu.

Hayatta hangi rolde olduğunuz nasıl davranacağınıza nedendir çoğu kez. Rolünüze iyi bakın ve başka rolleri iyi anlamaya çalışın. Gerektiğinde rolünüzü sırtınızdan atabilmeniz için rolünüzün farkında olmanız yeter... Siz hiç çocuk olmadınız mı, siz hiç genç olmadınız mı diyenlere de, anne baba olunca bizi anlarsınız diyenlere de kulak vermek lazım mesela. Hiç bir role saplanıp kalmadan ama.

Yönetmen: Seyfi Teoman
Oyuncular: Taner Birsel, Ayten Tökün, Harun Özüağ, Osman İnan, Rıza Akın Senaryo: Seyfi Teoman
Tür: Dram, Aile
Süre: 92 dk.
Yapım: 2008, Türkiye

24/10/2009

GÜNLER, HAFTALAR...



Serdar KORDU


Hızlı ama için için, güneşli ama sonbahar, içe işleyen ama sade günler gelip geçiyor.

Akan zamanın dalgaları yüzüme çarpıyor ama umursamaz bir dalgınlık taşıyorum.

Yazmak, yazılanları kitaplaştırmak, biriken enerjiyi kelimelere dönüştürmek ihtiyacını karşılayamıyorum, kendi kendime konuşmakla yetiniyorum.

Akan zamanın içinde tutsağım, yapamıyorum...

17/10/2009

Oxford Cinayetleri ve Aşk Makarnası

Kategori: SINEMA-Video-Tv

 Serdar KORDU

Zeki, çalışkan ve ısrarcı öğrenci, profesörüyle birlikte işlenen cinayetlerin peşindedir. Katil ardında matematiksel sembollerle bazı mesajlar bırakmakta, hedef şaşırtmaya çalışmaktadır.

Bu matematik şifreler, cinayet denklemleri ve felsefi sorgulamalar içinde cinayetler devam etmekte, kahramanımız zeki öğrenci Martin (Elijah Wood) şüpheli bir kadınla aşk yaşamaktan da uzak durmamaktadır.

Matematikle polisiyenin birleştiği bu süratle akan filmde dört dörtlük bir klişe yemek sahnesi vardı ki, izlerken "bu filmde bu sahne, ne alaka" demeden edemiyor insan...

Çırılçıplak, üzerinde sadece yemek önlüğü olan kadın makarna hazırlamakta, hazırlanan makarnayı Martin kızın göbeğine dökerek yemeye yeltenmekte, tam o sırada kızın okuduğu bir kitaba gözü takılan Martin silkinerek kendine gelmektedir... Filme dökülmüş ne sos ama, gülümsedim filmi izlerken.

“Yüzüklerin Efendisi” serisinin başrol oyuncusu Elijah Wood Oxford Cinayetleri'nde fena bir performans sergilememiş. Polisiye severlerin keyif alacağı filmlerden...

Yönetmen : Álex de la Iglesia
Oyuncular: Elijah Wood, John Hurt, Leonor Watling, Julie Cox
Tür : Polisiye-Gerilim
Yapım : 2008, İspanya-İngiltere-Fransa
Süre: 108 dk.

15/10/2009

Kefaret

Kategori: SINEMA-Video-Tv



Serdar KORDU

Yaşamınızın bir evresinde yaptığınız ve başkasının hayatını derinden etkileyen bir yanlışın bedeli bütün bir ömür sürecek vicdan azabıdır. Hatanızın kefareti olarak bu vicdan azabını taşırsınız. Hele hele bu hatayı geç de olsa telafi etme yada az da olsa kanayan ruhunuzu dindirme olanağınız yoksa bu kefaret daha bir sancılıdır.

Roman yazarı Ian McEwan'ın en önemli yapıtları arasında gösterilen Kefaret, küçük bir kızın gözünden ablasının yaşadığı bir ilişkiyi anlatıyor. Bu ilişkiyi çocukça yorumlayan, kıskançlık duyan ve kendi olduğu yerden olan bitene bakan bir küçük çocuk... 

Sahnenin birinde bu ufak çocuk, ablası Cecilia’nın soyunup yazlıklarının önündeki havuza girdiğini görür. Cambridge’den yeni dönmüş olan çocukluk arkadaşı Robbie Turner da ablasının karşısındadır...
Bir başka sahnede sevişen ablası ve Robbie'den başkası değildir. Ufak kız bu sevişmeye tanık olmuş ve afallamıştır...

Ufak kız kendi yaşamını da ablası ve sevgilisinin yaşamını da geriye dönülmez şekilde alt-üst edecektir...

Bir ömür boyu sürecek bu alt-üst oluşun yükü yazılan bir romanla hafifletilmeye çalışılacaktır...

Yönetmen: Joe Wright
Oyuncular: Keira Knighley, James Mc Avoy, Romola Garai
Senaryo: Christopher Hampton
Tür:  Aşk, Savaş, Dram
Yapım: İngiltere, 2007
Süre: 123 dakika

13/10/2009

İhtiyar delikanlının hikayesi: Gran Torino

Kategori: SINEMA-Video-Tv


Serdar KORDU


Eşini kaybettikten sonra çocuklarını büyüttüğü evde yalnız yaşamaya devam eden bir ihtiyar delikanlının öyküsü Gran Torino. Değişen dünyadan pek de hoşnut olmayan, eski komşuların yerini Asyalı göçmenlerin aldığı değişen mahallesinden çıkmamakta kararlı, elinden düşürmediği birası ve sigarasıyla yaşamını sürdürmeye çalışan inatçı, sert ve bir eski zamanlar adamının serüveni...

Çocuklar evlenip barklanmış, çoluk çocuğa karışmış, dünyaya ve insan ilişkilerine faydacı bakmaktan öteye gidemeyen birer rutin yaşamın içindedir, kimsenin ona değer verdiğini hissetmemektedir.

İşte tüm bu atmosfer içinde önyargılı bir tepki içinde olduğu göçmen komşularının çocuklarıyla tesadüfen kurduğu diyaloğ herşeyin yavaş yavaş değişmesine neden olacaktır...

Bu değişimin bizim konu edineceğimiz en güzel yanı yemek lezzetinin sağladığı kültürel buluşmadır. Kahramanımız Walt Kowalski, önyargıyla baktığı, hatta zaman zaman gayet ırkçı yaklaşımlar sergilediği insanlara karşı Asya mutfağıyla tanıştıktan sonra yumuşuyor ve dostluk kapısı aralanıyor. Yemeklerini yediği kadınlarla sofra başında kurduğu bir diyaloğ vardı ki çok sevimliydi. Dillerini bilmediği kadınlarla, yemeklerinin lezzeti üzerinden diyaloğ yakalamıştı.

Başka bir güzel sahne ise, çocuğunu çetelerin elinden kurtardığı ailenin tencere tencere yemekler getirerek kahramanımız Walt Kowalski'ye teşekkür etmesiydi. Birine teşekkür etmenin en güzel yolunun bir kap yemek yapmak olduğunu düşünmüşümdür. Bir hsata ziyaretinde, bir misafirliğe gidüşte, yada bir atak sonrası dağıtılan lokmada böyle bir yan bulmuşumdur hep. O nedenle bu filmdeki sahneyi çok hoş buldum.    

Akıcı, dramatik yapısının yanı sıra içten içe mizah taşıyan, sürükleyici bir film Gran Torino. Clint Eastwood'un yönetmenliğinin de oyunculuğunun da vasatı aştığı söylenemese de ilgiyle izlenebilecek bir film.

Filmin Orjinal Adı: Gran Torino
Yönetmen: Clint Eastwood
Senaryo: Nick Schenk, Dave Johannson
Tür: Aksiyon, Dram
Yapım: ABD, 2008
Süre: 116 dakika

« Önceki


*************************
  • Arkadaş Evi Bülteni Bloğuna çalışmalarını yollamak, paylaşmak isteyen tüm arkadaşlar, serdark99@yahoo. com yada arkadasevi@yahoo. com adresinden bize ulaşabilirler.





*************************




*************************

  • AKILLI İNSAN, DÜŞÜNDÜĞÜ HERŞEYİ SÖYLEMEZ; AMA HER SÖYLEDİĞİNİ DÜŞÜNÜR. Aristoteles


  • AKILLI KONUŞUR, ÇÜNKÜ SÖYLEMEK İSTEDİKLERİ VARDIR; APTAL KONUŞUR, ÇÜNKÜ KENDİSİNİN BİR ŞEYLER SÖYLEMEK ZORUNDA OLDUĞUNU SANIR. Platon


  • İNSANLARA YAPILACAK EN BÜYÜK İYİLİK, ONLARA AKILLARINI KULLANMAYI ÖĞRETMEKTİR. Molliere

  • AŞK KÖPRÜ KURMAKTIR. İNSANLAR KÖPRÜ KURACAKLARINA DUVAR ÖRDÜKLERİ İÇİN YALNIZ KALIRLAR. Newton


  • Düşüncelerini tam ve yerinde kelimelerle ifade edemeyen insan, yanlış tartılarla tam iş görmeye çalışan satıcıya benzer. GOETHE


  • Adalet her şeyi yerli yerine koymaktır. Adaletsizlik ise dikene su vermektir, güle zulmetmektir. MEVLANA.


  • İnsan düşleri kadar özgürdür. CURT COBAİN



*************************
1  
3
 
5
7

14
 
15

 16

 17

IMG_0746.JPG

 IMG_0732.JPG

20

6

 8
4

2




.: Gazeteler :.

Hürriyet Sabah Milliyet
Star Cumhuriyet Radikal
Yeni Şafak Türkiye Gözcü
Akşam Zaman Posta
Sitene Ekle

Sinema film fragman
ve muhabbet yeri!