Google


Arkadas Evi Bülteni, Üretenlerin Ve Paylaşanların Adresi - Blogcu




Arkadas Evi Bülteni, Üretenlerin Ve Paylaşanların Adresi

29/10/2009

TATİL KİTABI

Kategori: SINEMA-Video-Tv



Serdar KORDU


Babası tarafından ticareti öğrensin diye sokakta sakız satmaya zorlanan Ali mutsuzdur, askeri liseden ayrılmak isteyen abisi ha keza öyle. Şehirde tutunamayıp geri dönen amca da günü kurtarmaya uğraşmaktadır. Evin otoriter babası Mustafa'nın eşi ise kocasının şehirde başka bir kadınla kendisini aldattığını düşünmektedir.

Klasik bir Anadolu kasabasında, klasik bir ailenin yaşam serüveni işlenmiş Tatil Kitabı'nda. Ailenin küçük oğlu Ali'nin merkezinde anlatılan olaylar, evin babası Mustafa'nın ani bir şekilde ölmesiyle herşeyin, herkesin değişmesi sonucunu doğurur.

Sade, durağan ama çarpıcı sahnelerle dolu bir film Tatil Kitabı. Küçük yaşamlarımıza dışarıdan bakmamıza yardımcı olacak cinsten bir objektifliğe sahip. Değişen rollere göre 180 derece değişen tavırlara da güzel örneklerle dolu.

Hayatta hangi rolde olduğunuz nasıl davranacağınıza nedendir çoğu kez. Rolünüze iyi bakın ve başka rolleri iyi anlamaya çalışın. Gerektiğinde rolünüzü sırtınızdan atabilmeniz için rolünüzün farkında olmanız yeter... Siz hiç çocuk olmadınız mı, siz hiç genç olmadınız mı diyenlere de, anne baba olunca bizi anlarsınız diyenlere de kulak vermek lazım mesela. Hiç bir role saplanıp kalmadan ama.

Yönetmen: Seyfi Teoman
Oyuncular: Taner Birsel, Ayten Tökün, Harun Özüağ, Osman İnan, Rıza Akın Senaryo: Seyfi Teoman
Tür: Dram, Aile
Süre: 92 dk.
Yapım: 2008, Türkiye

24/10/2009

GÜNLER, HAFTALAR...



Serdar KORDU


Hızlı ama için için, güneşli ama sonbahar, içe işleyen ama sade günler gelip geçiyor.

Akan zamanın dalgaları yüzüme çarpıyor ama umursamaz bir dalgınlık taşıyorum.

Yazmak, yazılanları kitaplaştırmak, biriken enerjiyi kelimelere dönüştürmek ihtiyacını karşılayamıyorum, kendi kendime konuşmakla yetiniyorum.

Akan zamanın içinde tutsağım, yapamıyorum...

17/10/2009

Oxford Cinayetleri ve Aşk Makarnası

Kategori: SINEMA-Video-Tv

 Serdar KORDU

Zeki, çalışkan ve ısrarcı öğrenci, profesörüyle birlikte işlenen cinayetlerin peşindedir. Katil ardında matematiksel sembollerle bazı mesajlar bırakmakta, hedef şaşırtmaya çalışmaktadır.

Bu matematik şifreler, cinayet denklemleri ve felsefi sorgulamalar içinde cinayetler devam etmekte, kahramanımız zeki öğrenci Martin (Elijah Wood) şüpheli bir kadınla aşk yaşamaktan da uzak durmamaktadır.

Matematikle polisiyenin birleştiği bu süratle akan filmde dört dörtlük bir klişe yemek sahnesi vardı ki, izlerken "bu filmde bu sahne, ne alaka" demeden edemiyor insan...

Çırılçıplak, üzerinde sadece yemek önlüğü olan kadın makarna hazırlamakta, hazırlanan makarnayı Martin kızın göbeğine dökerek yemeye yeltenmekte, tam o sırada kızın okuduğu bir kitaba gözü takılan Martin silkinerek kendine gelmektedir... Filme dökülmüş ne sos ama, gülümsedim filmi izlerken.

“Yüzüklerin Efendisi” serisinin başrol oyuncusu Elijah Wood Oxford Cinayetleri'nde fena bir performans sergilememiş. Polisiye severlerin keyif alacağı filmlerden...

Yönetmen : Álex de la Iglesia
Oyuncular: Elijah Wood, John Hurt, Leonor Watling, Julie Cox
Tür : Polisiye-Gerilim
Yapım : 2008, İspanya-İngiltere-Fransa
Süre: 108 dk.

15/10/2009

Kefaret

Kategori: SINEMA-Video-Tv



Serdar KORDU

Yaşamınızın bir evresinde yaptığınız ve başkasının hayatını derinden etkileyen bir yanlışın bedeli bütün bir ömür sürecek vicdan azabıdır. Hatanızın kefareti olarak bu vicdan azabını taşırsınız. Hele hele bu hatayı geç de olsa telafi etme yada az da olsa kanayan ruhunuzu dindirme olanağınız yoksa bu kefaret daha bir sancılıdır.

Roman yazarı Ian McEwan'ın en önemli yapıtları arasında gösterilen Kefaret, küçük bir kızın gözünden ablasının yaşadığı bir ilişkiyi anlatıyor. Bu ilişkiyi çocukça yorumlayan, kıskançlık duyan ve kendi olduğu yerden olan bitene bakan bir küçük çocuk... 

Sahnenin birinde bu ufak çocuk, ablası Cecilia’nın soyunup yazlıklarının önündeki havuza girdiğini görür. Cambridge’den yeni dönmüş olan çocukluk arkadaşı Robbie Turner da ablasının karşısındadır...
Bir başka sahnede sevişen ablası ve Robbie'den başkası değildir. Ufak kız bu sevişmeye tanık olmuş ve afallamıştır...

Ufak kız kendi yaşamını da ablası ve sevgilisinin yaşamını da geriye dönülmez şekilde alt-üst edecektir...

Bir ömür boyu sürecek bu alt-üst oluşun yükü yazılan bir romanla hafifletilmeye çalışılacaktır...

Yönetmen: Joe Wright
Oyuncular: Keira Knighley, James Mc Avoy, Romola Garai
Senaryo: Christopher Hampton
Tür:  Aşk, Savaş, Dram
Yapım: İngiltere, 2007
Süre: 123 dakika

13/10/2009

İhtiyar delikanlının hikayesi: Gran Torino

Kategori: SINEMA-Video-Tv


Serdar KORDU


Eşini kaybettikten sonra çocuklarını büyüttüğü evde yalnız yaşamaya devam eden bir ihtiyar delikanlının öyküsü Gran Torino. Değişen dünyadan pek de hoşnut olmayan, eski komşuların yerini Asyalı göçmenlerin aldığı değişen mahallesinden çıkmamakta kararlı, elinden düşürmediği birası ve sigarasıyla yaşamını sürdürmeye çalışan inatçı, sert ve bir eski zamanlar adamının serüveni...

Çocuklar evlenip barklanmış, çoluk çocuğa karışmış, dünyaya ve insan ilişkilerine faydacı bakmaktan öteye gidemeyen birer rutin yaşamın içindedir, kimsenin ona değer verdiğini hissetmemektedir.

İşte tüm bu atmosfer içinde önyargılı bir tepki içinde olduğu göçmen komşularının çocuklarıyla tesadüfen kurduğu diyaloğ herşeyin yavaş yavaş değişmesine neden olacaktır...

Bu değişimin bizim konu edineceğimiz en güzel yanı yemek lezzetinin sağladığı kültürel buluşmadır. Kahramanımız Walt Kowalski, önyargıyla baktığı, hatta zaman zaman gayet ırkçı yaklaşımlar sergilediği insanlara karşı Asya mutfağıyla tanıştıktan sonra yumuşuyor ve dostluk kapısı aralanıyor. Yemeklerini yediği kadınlarla sofra başında kurduğu bir diyaloğ vardı ki çok sevimliydi. Dillerini bilmediği kadınlarla, yemeklerinin lezzeti üzerinden diyaloğ yakalamıştı.

Başka bir güzel sahne ise, çocuğunu çetelerin elinden kurtardığı ailenin tencere tencere yemekler getirerek kahramanımız Walt Kowalski'ye teşekkür etmesiydi. Birine teşekkür etmenin en güzel yolunun bir kap yemek yapmak olduğunu düşünmüşümdür. Bir hsata ziyaretinde, bir misafirliğe gidüşte, yada bir atak sonrası dağıtılan lokmada böyle bir yan bulmuşumdur hep. O nedenle bu filmdeki sahneyi çok hoş buldum.    

Akıcı, dramatik yapısının yanı sıra içten içe mizah taşıyan, sürükleyici bir film Gran Torino. Clint Eastwood'un yönetmenliğinin de oyunculuğunun da vasatı aştığı söylenemese de ilgiyle izlenebilecek bir film.

Filmin Orjinal Adı: Gran Torino
Yönetmen: Clint Eastwood
Senaryo: Nick Schenk, Dave Johannson
Tür: Aksiyon, Dram
Yapım: ABD, 2008
Süre: 116 dakika

12/10/2009

CEYLAN’I ÖLDÜREN MİLİTARİZM!

MEDYA VE KAMUOYUNA

 CEYLAN’I ÖLDÜREN MİLİTARİZM!
SUSMA, MİLİTARİZMİ SORGULA!

 Bugüne kadar coğrafyamızda süren savaşta çok sayıda çocuk katledildi. En son, Ceylan’ın bedeni bu savaş yüzünden parça parça edildi.
Şimdi ses çıkarma zamanı!
Susmayalım, sesimize ses katalım!

Ceylan Önkol İnisiyatifi

 YER          : Galatasaray Meydanı,  İstiklal Caddesi/Beyoğ lu 
TARİH      : 15 Ekim 2009-Perşembe
SAAT         : 19.00
Not: Galatasaray meydanından Tünel Meydanına fenerlerimizle, davullarımızla zincir oluşturacağız.          

 

10/10/2009

Son Haftalar

Serdar KORDU

Ufak bir tur Antalya, Isparta, Burdur civarında, Aziz'i vatani görev için teslim 58. Alay'a, ardından hasta ziyaretleri, İMF karşıtı eylemler, Ümraniye'de süren çatı katının inşaat işleri, Aysel'in Kürdistan turunun heyacanı...

Bir kaç haftanın özeti saklı bu kelimelerde.
Bir baktım yazmaya iyice ara vermişim.
www.yemekhikayeleri.com a yazdığım "sinema ve yemek" yani filmlerde yemek yazılarını da aksatmışım.
Biraz konsantrsayon sorunları yaşıyorum sanki.
Durmadan birşeyler çıkıyor ve hayata kaptırmayı sevdiğimden olsa gerek sukoyuveriyorum.
Yavaş yavaş sonbahar kapıda, herhalde bir çeki düzen mümkün olacak böylelikle...

24/9/2009

Manik depresif günler




Serdar KORDU

Aynı gün aynı saatler içinde hem dakikalarca gülüp hem içinizin kavrulduğu zamanlar vardır. Sıkıntı ve umut, yılgınlık ve direnç, mutsuzluk ve sevginin başabaş gittiği zamanlar...

Böyle günlerden geçiyor eylül saatleri.
Herşey yoğun, akıntılı ve ürkek.
Neşe ve duraksama yan yana.
İnanç ve keder kardeş.
Olan bitenin anlamsızlığı yaşamın değeriyle koyun koyuna. 
Manik depresif sonbahar günleri diyorum kendi kendime.
Ağlamak ve gülmek arkadaş.

Birşeyler var derinlerde, epeydir biriktiriyorum. Gücümü ordan alıyorum, o yüzden kendimi bırakabiliyorum...

18/9/2009

SOYSUZLAR ÇETESİ

Kategori: SINEMA-Video-Tv



Serdar KORDU


Tarantino yapmış yapacağını. Western tadında bir 2. Dünya savaşı filmini önümüze sürmüş. Herzamanki gibi kandan ve şiddetten alıkoymamış filminin karelerini. Oyuncular da filmin hakkını vermiş. Zaman zaman sert sahneler can sıksa da, akıcı ve etkileyici bir savaş westerni ortaya çıkmış...

Film bölüm bölüm devam ediyor. Birinci bölümde kaçak Yahudileri avlamakla meşhur Albay Hans Landa, denetlemeye geldiği çiflik evinde bir katliama imza atar. . Katliamdan kılpayı kaçmayı başaran Shosanna adlı genç yahudi kızıdır.

İkinci bölümde, Teğmen Aldo Raine, Naziler’e yönelik saldırılar organize etmek için Yahudi kökenli Amerikalı bir grup askeri bir araya getirmiştir. Giderek Soysuzlar Çetesi olarak ünlenen, içleri öfke ve intikam ateşiyle yanan bu guruptakiler gerilla yaşamı sürmektedir. Nazileri pusuya düşürdükleri bir sahnedeki şiddet gerçekten iç ürperticiydi. Öldürdükleri Nazilerin kafa derisini yüzen (zira teğmen yarı kızılderilidir), sağ bıraktıklarının alnına gamalı haçı bıçakla çizen bu gurup savaşın insanları ne denli çıldırttığına ironik olarak güzel bir gönderme yapmaktadır. Nazileri sorgulayıp öldürürken bir yandan da elindeki ekmeği yemeye devam eden teğmenin atmosferi acayipti. Brad Pit oyunculuğuyla gerçekten iyiydi.

Üçüncü bölümde Hitler'e suikast için yereldeki bağlantı olan kadın sinema oyuncusu ile buluşacak gurubun bir barda yaşadıkları sahnelenmiş. Yeni baba olduğunun haberini almış bir erin bardaki kutlaması işleri karıştırıyor. Bir de astlarının yanına oturmak istemeyen bir subay var bu sahnede. Aynı masada oturanların statü gözetmesi hep yaşanan şeylerdendir. Askerlerde olduğu kadar hayatın diğer alanlarında da bu böyledir. Bir politikacı halkla birlikte yemek yiyerek sizlerdenim mesajı vermeye çalışır. Oysa oraya ait olmadığının göstergesidir bu yaptığı. Çünkü normal zamanda orada değildir. 

Son bölümde Soysuzlar Çetesi'nden bağımsız bir suikast planı devrededir. Ailesi naziler tarafından öldürülen genç bir kızın Hitler'i imha planı vardır. Planı gerçekleştirmek üzereyken kutlamak için son bir şarap içilir sevgiliyle. Zaten Fransa'da gerçekleşecek bu Hitler'i öldürme planını kutlamaya değer en güzel şey şaraptan başka birşey olamaz...

Film bittiğinde 2. Dünya Savaşı böyle sonlansaydı nasıl olurdu diyedüşündüm. Pek de fena olmazdı herhalde...

Film de beni en çok düşündüren şey, şiddeti şiddetle püskürtmenin bir zorunluluk olduğu kimi savaş durumlarında karşıtına benzememek için oluşturmak zorunda olunan duruşun içeriğine dairdi.

Her ne kadar Trantino'nun tüm filmlerinde alaycıl bir şiddet eğretilemesi varsa da bu filmde durum biraz başka bir içerik kazanmış. Zira filmin konusu 2. Dünya Savaşı ve Nazi işgali. Tamam kurgusal bir boyut da katmış yönetmen ama yinede şiddet övgüsüne dönmüş iş. İzleyince göreceksiniz...

Orjinal Adı: Inglorious Basterds
Yönetmen: Quentin Tarantino
Oyuncular: Brad Pitt, Eli Roth, Diane Kruger, Daniel Brühl, Til Schweiger
Senaryo: Quentin Tarantino
Tür: Savaş / Macera
Süre: 153 dk.
Yapım: 2009, ABD, Almanya, Fransa
 

16/9/2009

Hayat ve ölüm

Serdar KORDU

Bir gün müzik dinledim
bir gün kitap okudum,
bir gün misafirim geldi
bir gün yaşadım sessiz ve kimsesiz
bir gün maça bakakaldım
mektuplar içinde geçti bir günüm.
sonra ölümü duydum,
hayatın ne kadar güzel olduğunu gördüm
hep bilirim ya
yeniden söyledim kendime...
yapabildiğini yapmak
yaşamak güzelce,
elverdiğince beden,
bilinç
yaşamak ama
delice...

« Önceki — Sonraki »


*************************
  • Arkadaş Evi Bülteni Bloğuna çalışmalarını yollamak, paylaşmak isteyen tüm arkadaşlar, serdark99@yahoo. com yada arkadasevi@yahoo. com adresinden bize ulaşabilirler.





*************************




*************************

  • AKILLI İNSAN, DÜŞÜNDÜĞÜ HERŞEYİ SÖYLEMEZ; AMA HER SÖYLEDİĞİNİ DÜŞÜNÜR. Aristoteles


  • AKILLI KONUŞUR, ÇÜNKÜ SÖYLEMEK İSTEDİKLERİ VARDIR; APTAL KONUŞUR, ÇÜNKÜ KENDİSİNİN BİR ŞEYLER SÖYLEMEK ZORUNDA OLDUĞUNU SANIR. Platon


  • İNSANLARA YAPILACAK EN BÜYÜK İYİLİK, ONLARA AKILLARINI KULLANMAYI ÖĞRETMEKTİR. Molliere

  • AŞK KÖPRÜ KURMAKTIR. İNSANLAR KÖPRÜ KURACAKLARINA DUVAR ÖRDÜKLERİ İÇİN YALNIZ KALIRLAR. Newton


  • Düşüncelerini tam ve yerinde kelimelerle ifade edemeyen insan, yanlış tartılarla tam iş görmeye çalışan satıcıya benzer. GOETHE


  • Adalet her şeyi yerli yerine koymaktır. Adaletsizlik ise dikene su vermektir, güle zulmetmektir. MEVLANA.


  • İnsan düşleri kadar özgürdür. CURT COBAİN



*************************
1  
3
 
5
7

14
 
15

 16

 17

IMG_0746.JPG

 IMG_0732.JPG

20

6

 8
4

2




.: Gazeteler :.

Hürriyet Sabah Milliyet
Star Cumhuriyet Radikal
Yeni Şafak Türkiye Gözcü
Akşam Zaman Posta
Sitene Ekle

Sinema film fragman
ve muhabbet yeri!